|
|
|
|
|
|
|||
|
|
SUSURLUK İLÇE MÜFTÜLÜĞÜ |
|
|||||
|
|
|
|
|||||
|
|
|
Atatürk, Diyanet İşleri Başkanlığını kurmuş ve bu kuruma olan güvenini de şu sözleriyle ifade etmiştir: "Cumhuriyet hükümetimizin bir Diyanet İşleri Makamı vardır. Bu makama bağlı müftü, hatip, imam gibi görevli birçok memurları bulunmaktadır. Bu vazifeli kişilerin ilim ve faziletlerinin derecesi bilinmektedir.” Mustafa Kemal Atatürk
|
|
|
|||
|
|
Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı olarak taşra teşkilatlanması çerçevesinde kurulmuş olan İlçe Müftülüğünde Müftü, Vaiz, Daktilograf, Veri Hazırlama ve Kontrol İşletmeni, Şoför, Hizmetli, Kur’an Kursu Öğreticisi, İmam-Hatip ve Müezzin-Kayyım unvanlarında 87 kadrolu personel ile 633 sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri hakkında Kanunun ilgili maddeleri gereğince hizmet vermektedir. İlçe Merkezinde 11, Beldelerde 5, Köylerde 55 olmak üzere toplam 71 cami, 4 Kur’an Kursu ile din hizmeti verilmektedir. Bir adet Merkezde 2 köylerde 3 adet hiç kadrosu olmayan camimiz vardır. Bir Merkezde, 2 Beldede, 1 Köyümüzde olmak üzere 4 Kur’an-Kursumuzda eğitim öğretim devam etmektedir. 2006-2007 öğretim yılında Kur’an Kurslarımızda 74 Kız öğrenci eğitime devam etmektedir. İlçe Müftülüğü mülkiyeti Türkiye Diyanet Vakfına ait 5 katlı müstakil bir binada hizmet vermektedir. Merkez Çarşı Camiinde yapılan vaazlar kablosuz yayın sistemi ile Belde ve Köylerimize ulaştırılmaktadır. Vaaz, İrşat ve denetim hizmetlerinde Türkiye Diyanet Vakfına ait 2007 model Hyundaı Accent araç kullanılmaktadır. Faaliyetlerimiz: İlçe Müftülüğümüzce yıllık çalışma programı dahilinde; muhtelif zamanlarda konferans ve muhtelif etkinlikler gerçekleştirilmektedir. İlçemiz Kapalı Cezaevi'ndeki tutuklu ve hükümlüleri din konusunda aydınlatma, moral ve motivasyonlarını artırma ile topluma kazandırma gayretleri çerçevesinde ilçemiz vaizi Erkan AVCI tarafından ilgili program dahilinde dersler verilmektedir. İlçemiz Din Görevlileri tarafından 2006 Ramazanında halkımıza iftar yemeği verilmiştir. İlçe Müftülüğümüz ve Diyanet Vakfı Susurluk Şubesinin organizesi; halkımızın ve din görevlilerimizin maddi katkıları ile Ramazan Ayında imkanlar ölçüsünde ihtiyaç sahiplerine erzak yardımı yapılmıştır. İlçe Müftülüğümüz organizesi ve Din Görevlilerimizin desteğiyle; “Kız Çocukları Okusun Kampanyası” gereğince, 2006 / 2007 Öğretim Yılında Milli Eğitim Müdürlüğünün tespit ettiği 10 başarılı kız öğrenciye ayda 40’ar YTL. burs verilmektedir. İlçe Müftülüğü olarak en az ayda bir kere olmak kaydıyla hastanemizde yatan hastalarımız ziyaret edilip, kendilerine birer karanfil verilmektedir. Hastalarımız bu ziyaretle moralize edilmeye çalışılmaktadır. İlçe Müftüleri mutat toplantılarından Kasım 2006 toplantısı ilçe müftülüğümüzün ev sahipliği ile Ulusoy Outlet Park Tesislerinde yapılmıştır. Bayan vaaz-irşad ekibi tarafından her perşembe saat 14:00 / 16:00 arası Çarşı Camii altında bayanlara vaaz-irşad programı yapılmaktadır. 2006 yılı yaz Kur'an Kursları başarıyla gerçekleştirilmiş ve bu kurslara 1234 öğrenci katılarak belgelerini almışlardır. Halkımızın ve Din Görevlilerimizin maddi destekleriyle Vaaz-İrşat ve Denetim hizmetlerimizde kullanılmak üzere Diyanet Vakfı Susurluk Şubesince 2007 model Hyundaı Accent marka araç alınmıştır. Adres: Susurluk İlçe Müftülüğü Han Mah. Nuribey Cad. No: 77 10600 / SUSURLUK Tlf: 865 61 77 Fax: 865 18 84 e-posta: susurluk_muftulugu@hotmail.com |
|
|||||
|
|
Cahit ÇETİN Susurluk İlçe Müftüsü
|
Özgeçmişi: 09.07.1967 MANİSA / Akhisar doğumlu.1986’da Akhisar İmam-Hatip Lisesinden mezun olduktan sonra aynı yıl Marmara ÜNİVERSİTESİ İlahiyat Fakültesini kazanıp 1991 yılında mezun oldu. Memuriyet hayatına 30.09.1991 tarihinde KASTAMONU İli Daday İlçesi Koçcugaz Köyünde İmam-Hatip olarak başladı. Sırasıyla; 1992 yılında ELAZIĞ İli Keban İlçe Vaizliği, 1993 – 96 yıllarında AĞRI/Diyadin Müftülüğü; 1996 – 99 yıllarında KASTAMONU / Hanönü Müftülüğü görevlerinde bulunduktan sonra 1999 – 2003 yıllarında Hollanda – Deventer Merkez Camii din görevliliği yaptı. Yurda dönüşünde BALIKESİR İli Balya İlçesi Müftülüğüne başladı. Bir yıl sonra Susurluk İlçesine atandı. 04.04.2005 tarihi itibariyle Susurluk Müftülüğü görevinde bulunan Cahit ÇETİN evli ve iki çocuk babası olup; Arapça ve İngilizce bilmektedir.
|
|
||||
|
|
Müftülük Makamı
|
|
|||||
|
|
İlçe Müftümüz Cahit ÇETİN Bir Grup Personel İle…
|
|
|||||
|
|
İlçe Müftümüz Cahit ÇETİN Vaaz-İrşat Faaliyetlerimizden Birinde...
|
|
|||||
|
|
İlçe Müftümüz Halkımızın Soru ve Taleplerini Dinlemek İçin Onların Arasında…
- Okumak tutkuların en soylusudur. Antonıe Albalat - Okumadan medeniyeti yakalamak isteyene şaşarım. İmam Gazali - Bir ülkede okumaya karşı istek artmadıkça; gaflet ve gafletten doğacak felaket azalmaz. Benjamin Franklin - Bir kitap açmanın faydası çoktur. Açlık yemekle, bilgisizlik okumakla giderilir. Çin Atasözü - Bir insanın değeri okuduğu kitapların değeri ile ölçülür. H. Spencer |
|
|||||
|
|
Kasım 2006 İlçe Müftüleri Toplantısı İlçemizde Yapıldı…
Susurluk artık kazasıyla değil; OKUYAN SUSURLUK olmakla anılacaktır. Mahmut ŞİRİNOĞLU Susurluk Kaymakamı
- Akıllı adam hem kitapları hem de doğrudan doğruya hayatı okur. Lin Yutang - Dünya bir okuldur. Orada herkes, bütün hayatı boyunca öğrencilikten kurtulamaz. C. Wagner - Okulda okudukları ile yetinenler, yalnız mürebbiyeleriyle konuşabilen çocuklara benzerler. Voltaire - Okul için değil, hayat için okumalıyız. Seneca - Okul, okumanın sonu değil başlangıcıdır. Calvin Coolidge
Hastane hasta ziyaretlerimizden...
|
|
|||||
|
|
İlçe Müftümüz Cahit ÇETİN’in Vaaz-İrşat, Rehberlik ve Denetim amaçlı Ziyaretlerinden…
|
|
|||||
|
|
Ramazan Erzak Yardımı… Din Görevlilerimizin Verdiği İftar Yemeğinden… |
|
|||||
|
|
Merkez Çarşı
Camii
Merkez Şehitler Camii
|
|
|||||
|
|
|
"Büyük bir inkılap yapan Hz. Muhammed’e karşı beslenilen sevgi, ancak O’nun ortaya koyduğu fikirleri ve esasları korumakla tecelli edebilir. ” Mustafa Kemal Atatürk
|
|
|
|||
|
|
|
Hz. MUHAMMED (S.A.V)'İN VEDA HUTBESİ |
|
|
|||
|
|
Bismillahirrahmanirrahim Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyiniz!Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada bir daha buluşamayacağım. İnsanlar! Bugünleriniz nasıl mukaddes bir gün ise, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay ise, bu şehriniz (Mekke) nasıl mübarek bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, namuslarınız da öyle mukaddestir, her türlü tecâvüzden korunmuştur. Ashabım! Muhakkak Rabbinize kavuşacaksınız. O da sizi yaptıklarınızdan dolayı sorguya çekecektir. Sakin benden sonra eski sapıklıklara dönmeyiniz ve birbirinizin boynunu vurmayınız! Bu vasiyetimi, burada bulunanlar, bulunmayanlara ulaştırsın. Olabilir ki, burada bulunan kimse bunları daha iyi anlayan birisine ulaştırmış olur. Ashabım! Kimin yanında bir emanet varsa, onu hemen sahibine versin. Biliniz ki, faizin her çeşidi kaldırılmıştır. Allah böyle hükmetmiştir. İlk kaldırdığım faiz de Abdulmutallib'in oğlu (amcam) Abbas'ın faizidir. Lakin ana paranız size aittir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Ashabım! Dikkat ediniz, Cahiliyeden kalma bütün adetler kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Cahiliye devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası Abdulmuttalib'in torunu Iyas bin Rabia'nın kan davasıdır. Ey insanlar! Muhakkak ki, şeytan şu toprağınızda kendisine tapınılmaktan tamamen ümidini kesmiştir. Fakat siz bunun dışında ufak tefek işlerinizde ona uyarsanız, bu da onu memnun edecektir. Dininizi korumak için bunlardan da sakininiz. Ey insanlar! Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu hususta Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları, Allah'ın emaneti olarak aldınız ve onların namusunu kendinize Allah'ın emriyle helal kildiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, kadınların da sizin üzerinizde hakkı vardır. Sizin kadınlar üzerindeki hakkinizi; yatağınızı hiç kimseye çiğnetmemeleri, hoşlanmadığınız kimseleri izniniz olmadıkça evlerinize almamalarıdır. Eğer gelmesine müsaade etmediğiniz bir kimseyi evinize alırlarsa, Allah, size onların yataklarında yalnız bırakmanıza ve daha olmazsa hafifçe dövüp sakındırmanıza izin vermiştir. Kadınların da sizin üzerinizdeki hakları, meşru örf ve adete göre yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir. Ey Mü'minler! Size iki emanet bırakıyorum, onlara sarılıp uydukça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. O emanetler; Allah'ın kitabı Kur-ân-i Kerim ve Peygamberin (a.s) sünnetidir. Mü'minler! Sözümü iyi dinleyiniz ve iyi belleyiniz! Müslüman Müslümanın kardeşidir ve böylece bütün müslümanlar kardeştirler. Bir Müslümana kardeşinin kanı da, malı da helal olmaz. Fakat malını gönül hoşluğu ile vermişse o başkadır. Ey İnsanlar! Cenab-ı Hakk her hak sahibine hakkını vermiştir. Her insanın mirastan hissesini ayırmıştır. Mirasçıya vasiyet etmeye lüzum yoktur. çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona aittir. Zina eden kimse için mahrumiyet vardır. Babasından başkasına ait soy iddia eden soysuz yahut efendisinden başkasına intisaba kalkan köle, Allah'ın, meleklerinin ve bütün insanların lanetine uğrasın. Cenab-ı Hakk, bu gibi insanların ne tevbelerini, ne de adalet ve şehadetlerini kabul eder. Ey İnsanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem ise topraktandır. Arabın Arap olmayana, Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi; kırmızı tenlinin siyah üzerine, siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allah'tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız O’ndan en çok korkanınızdır. "Azası kesik siyahî bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah'ın kitabi ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz. Suçlu kendi suçundan başkası ile suçlanamaz. Baba, oğlunun suçu üzerine, oğlu da babasının suçu üzerine suçlanamaz. Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız: -Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmayacaksınız. -Allah'ın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz. -Zina etmeyeceksiniz. -Hırsızlık yapmayacaksınız.. İnsanlar Lâilahe illallah deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emrolundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise Allah'a aittir. İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?" (Sahabe-i Kiram hep bir ağızdan şöyle dediler:) "Allah'ın elçiliğini ifa ettiniz, vazifenizi hakkıyla yerine getirdiniz, bize vasiyet ve nasihatta bulundunuz, diye şehadet ederiz!" Bunun üzerine Resul-i Ekrem Efendimiz (S.A.V.) şehadet parmağını kaldırdı, sonra da cemaatin üzerine çevirip indirdi ve şöyle buyurdu: "Şahid Ol Yâ Rab! Şahid Ol Yâ Rab! Şahid Ol Yâ Rab!" |
|
|||||
|
|
|
|
|||||
|
|
|
" Düşmanlarımız, bizi dinin etkisinde kalmış olmakla itham ediyor, duraklamayı ve çöküşü buna bağlıyor; bu bir hatadır. Bizim dinimiz, akla ve mantığa en uygun ve en tabii dindir.” Mustafa Kemal Atatürk
|
|
|
|||
|
|
|
ATATÜRK'ÜN BALIKESİR HUTBESİ |
|
|
|||
|
|
Ey Millet, Allah birdir. Şanı büyüktür. Allahın esenliği, sevgisi ve iyiliği üzerinize olsun. Peygamberimiz efendimiz hazretleri, Cenabı Hak tarafından insanlara dini gerçekleri duyurmaya memur ve elçi seçilmiştir. Temel kanunu, hepimizce bilinmektedir ki, yüce Kur'an'daki mânası açık olan ayetlerdir. İnsanlara feyz ruhu vermiş olan dinimiz, son dindir. En mükemmel dindir. Çünkü dinimiz akla, mantığa, gerçeğe tamamen uyuyor ve uygun düşüyor. Eğer akla, mantığa ve gerçeğe uymamış olsaydı, bununla diğer ilahi tabiat kanunları arasında çelişki olması gerekirdi. Çünkü tüm evren kanunlarını yapan Cenabı Hak'tır. Arkadaşlar; Cenabı Peygamber çalışmasında iki yere, iki eve sahip bulunuyordu. Biri kendi evi, diğeri Allah'ın evi idi. Millet işlerini Allah'ın evinde yapardı. Hazreti Peygamber'in mübarek yolunda bulunduğumuz bu dakikada milletimize; milletimizin bugününe ve geleceğine ait hususları görüşmek maksadıyla bu kutsal yerde Allah'ın huzurunda bulunuyoruz. Beni buna eriştiren Balıkesir'in dindar ve kahraman insanlarıdır. Bundan dolayı çok memnunum. Bu fırsat ile büyük bir sevab kazanacağımı ümit ediyorum. Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapılmasının gerekli olduğunu düşünmek yani konuşup tartışmak, danışmak için yapılmıştır. Millet işlerinde her kişinin zihnini ayrı ayrı faaliyette bulunması zorunludur. İşte biz de burada din ve dünya için, geleceğimiz ve bağımsızlığımız için, özellikle egemenliğimiz için neler düşündüğümüzü meydana koyalım. Ben yalnız kendi düşüncemi söylemek istemiyorum. Hepinizin düşündüklerinizi anlamak istiyorum. Milli amaçlar, milli irade yalnız bir kişinin düşünmesinden değil, milletin bütün kişilerinin arzularının, emellerinin sonuçlarından ibarettir. Bundan dolayı benden ne öğrenmek, ne sormak istiyorsanız serbestçe sormanızı rica ederim. Hutbeler hakkında sorulan sorudan anlıyorum ki, bugünkü hutbelerin şekli, milletimizin duygusal fikirleri ve lisanı ile medeni ihtiyaçlarıyla uygun görülmektedir. Efendiler, hutbe demek topluma hitap etmek, yani söz söylemek demektir. Hutbenin manası budur. Hutbe denildiği zaman bundan birtakım kavram ve manalar çıkarılmamalıdır. Hutbeyi söyleyen hatiptir. Yani söz söyleyen demektir. Biliyoruz ki, Hazreti Peygamber'in hayatta olduğu mutlu dönemlerde hutbeyi kendisi söylerdi. Gerek Peygamber Efendimiz ve gerek, dört halifenin hutbelerini okuyacak olursanız görürsünüz ki, gerek Peygamberin, gerek dört halifenin söylediği şeyler o günün sorunlarıdır, o günün askeri, idâri, mâli ve siyasi, sosyal konularıdır. İslam toplumunun çoğalması ve İslam ülkeleri gerilemeye başlayınca, Cenabı Peygamber'in ve dört halifenin hutbeyi her yerde bizzat kendilerinin söylemelerine imkân kalmadığından halka söylemek istedikleri şeyleri bildirmeye birtakım kişileri memur etmişlerdir. Bunlar herhalde en büyük ve ileri gelen kişiler idi. Onlar camilerde ve meydanlarda ortaya çıkar, halkı aydınlatmak ve doğru yolu göstermek için bir şart lâzımdı. O da milletin lideri olan kişinin halka doğruyu söylemesi, halkı dinlemesi ve halkı aldatmaması! Halkı genel durumdan haberdar etmek son derece önemlidir. Çünkü, her şey açık söylendiği zaman halkın beyni faaliyet halinde bulunacak iyi şeyleri yapacak ve milletin zararına olan şeyleri reddederek şunun veya bunun arkasından gitmeyecektir. Ancak millete ait olan işleri milletten gizli yaptılar. Hutbelerin halkın anlayamayacağı bir lisanda olması ve onların da bugünün gereklerine ve ihtiyaçlarımıza temas etmemesi, Halife ve Padişah sıfatını taşıyan despotların arkasından köle gibi gitmeye mecbur etmek içindi. Hutbeden amaç halkın aydınlatılması ve ona yol gösterilmesidir, başka şey değildir. Yüz, iki yüz, hatta bin yıl önceki hutbeleri okumak, insanları cahillik ve çağın gerisinde bırakmak demektir. Hatiplerin normal olarak halkın günlük kullandığı dil ile konuşmaları gereklidir. Geçen yıl Millet Meclisi'nde söylediğim bir nutukta demiştim ki "Minberler halkın akılları, vicdanları için bir ilim irfan kaynağı, ışık kaynağı olmuştur." Böyle olabilmek için minberlerde söylenecek sözlerin bilinmesi ve anlaşılması, ilim ve fen gerçeklerine uygun olması lazımdır. Hutbeyi verenlerin siyasi olayları, sosyal ve medeni olayları her gün izlemeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış aşılamalar yapılmış olur. Bu nedenle, hutbeler tamamen Türkçe ve günün gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır. 07 Şubat 1923 BALIKESİR - Zagnos Paşa Camii |
|
|||||
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
"Atatürk, İslam Dinine ve din hizmetlerinde bulunan din adamlarına karşı gösterdiği saygı ile de örnek olmuştur. Din bilginlerine, her zaman samimi bir şekilde hürmetkâr olmuş ve saygı duymuştur. Cumhuriyetimizin ilk Diyanet İşleri Başkanı Sayın Rıfat BÖREKÇİ; Atatürk’ün kendisine duyduğu saygıyı şöyle anlatmıştır: Ata’nın huzuruna girdiğimde beni ayakta karşıladı. Utanır, ezilir, büzülür, “Paşam! Beni mahcup ediyorsunuz.” dediğim zaman, “Din adamlarına saygı göstermek Müslümanlığın icaplarındandır.” buyurdular. Atatürk, şahsi çıkarları için kutsal dinimizi siyasete vs. alet eden cahil din adamlarını sevmezdi."
|
|
|
|||
Not: Bu sayfa Susurluk İlçe Vaizi Erkan AVCI tarafından hazırlanmıştır.
erkanavci08@gmail.com